
Yeni konular ve yazarlarla yüz akı bir sayı oluşturduk. Her sayıda daha da zenginleşiyor edebiyata daha da tutkuyla sarılıyoruz. Edebiyata saf bilimsel ve estetik yaklaşıyor, nutuktan, basmakalıptan konu tekrarlarından olabildiğince kaçıyoruz. Yaşa, ünvana hatta deneyime bakmaksızın naif bir yalınlığın ve ruhsal derinliğin peşinde yürümek istiyoruz. Kelimelerin kurucu gücüne sığınan bir anlayışı benimsedik benimsiyoruz.
Kurgan Edebiyat, 93. durağında da estetik ve kuramsal derinliği merkeze alan disiplinler arası yolculuğunu sürdürüyor. Bu sayımızda, edebiyatın yalnızca metinsel bir kurgudan ibaret olmadığını, zihinsel ve ruhsal süreçlerin bir yansıması olarak biçimlendiğini savunan akademi odaklı bir okuma deneyimini sayfalarımıza taşıyoruz.
Edebiyatın felsefi, psikanalitik ve fenomenolojik katmanlarına odaklanan akademik yaklaşımlar, bu sayının omurgasını oluşturuyor. Cafer Şen’in ve Şahika Karaca’nın edebî metinlerin kökenlerine, bilincin ve imgelemin sınırlarına yönelen kuramsal bakışları; metinleri sadece birer anlatı değil, öznenin kendini inşa ettiği dinamik alanlar olarak yeniden değerlendirmemize imkân tanıyor. Fenomenolojinin ve psikanalizin iz izleme yöntemleriyle edebî eseri incelemek, okuru yüzeysel anlatının ötesine geçerek metnin bilinç dışı ve duyusal derinlikleriyle yüzleştiriyor. Şen’in Heidegger örneğinde şiirle varlık ilişkisini derinlemesine inceleyen yazısının ikinci bölümü ile Karaca’nın Huzur romanında ölüm ve oluş diyalektiğini sorgulayan değerli makalesi okununca sanat, edebiyat ve bilimsel yöntem ve kuramlar arasındaki ilişkiyi çok daha iyi anlayabiliriz.
Bu sayıda Almanya penceremizden Alaattin Diker yine Avrupa tarihinin bizi de ilgilendiren derinliklerinde kulaç atıyor ve Orta Çağ’ın büyük düşünürü Nikolaus von Kues’le “kurgusal bir söyleşi” yapıyor.
Dergimizde bundan sonraki sayılarımızda da yer almasını dilediğimiz değerli akademisyen yazarımız Cihan Özdemir’in Paris-Daqar şiir kitabı üzerine yaptığı eleştirel inceleme okunası değerli bir metin olarak karşımıza çıkıyor.
Yine bu sayıda genç yazarımız Muhammet Mert Korkmaz’ın Albert Camus’nün Düşüş romanından hareketle yazdığı uzun ve özgün “alımlama” denemesinin ilk bölümünü de özellikle okurlarımızın dikkatine sunuyoruz. Dergimizdeki ilk yazısı “Hakikat Kişisel Değil” denemesiyle edebî ve felsefi yetkinliğine tanık olduğumuz Davut Zat’a, “Gözlerin İçin Bir Eşik “adlı şiiriyle kumaşını ve terziliğini çok beğendiğimiz Gökhan Öskay’a, Balkanlar ve Kosova’da hem bilimsel hem de edebî alanda Türkçemize öncülük eden değerli akademisyenlerimizden İrfan Morina’ya teşekkür ediyor, “Hoş geldiniz.” diyoruz. Morina’nın bir vefa bir hatırlatma örneği olarak Balkanlar’da edebiyat ve kültürümüz için büyük gayretler gösteren Fehim Spaho hakkındaki yazısı gerçekten de millî belleğimizde yer etmesi ve unutulmaması gereken değerde bilgiler içeriyor.
Değerli neyzenimiz ve müzik insanımız Erdinç Bal da “Özgür ve Özgün Türk Musikisi” adlı denemesiyle dergimizin kültürel duyarlılığını 0rtaya koyuyor. Teşekkür ediyor, musikimizle ilgili yazılarına bundan sonraki sayılarımızda da devam etmesini arzu ediyoruz. Bu sayıda epey zamandır izinli olan değerli kalemimiz Nihan Işıker de içinde taşıdığı ideal portreyi güzel bir denemeyle paylaşıyor.
Mehmet Toygar Özdemir’in değerli hocamız Saim Sakaoğlu söyleşisinin ikinci bölümü de son derecede önemli bilgiler ve hatırlatmalar içeriyor.
Kısaca, değerli yazarlarımızın kalemleriyle bu sayımızda yer alan inceleme, deneme, mektup, şiir, öykü ve eleştiri metinleri; edebiyatın metinler arası ve disiplinler arası doğasını pekiştiren titiz bir seçkiyle bir araya getirildi. Metin ile okur arasındaki bağın “öznesiz bir diyalog” olmadığını, aksine derin bir zihinsel dönüşüm yarattığını gösteren bu çalışmalarla sizleri baş başa bırakıyoruz.
Sevgi, saygı ve selamlarımızla hoşça kalın!
Kurgan Edebiyat

